« Önceki :: Sonraki »

Bir adı olmalı

Her şeyin bir adı olmalı..

Nasıl güzellikleri tanımlarsa insan,

Nasıl yeni doğan bir bebeğin çığlıklarındaysa,

..............merhabanın tanımı,

Dünyayı tanımaya çalışan şaşkın gözlerine,

.............yumuk ellerine

Kondurulan bir busedeyse sevginin anlamı..

Her şeyin bir adı olmalı,

Güzellikler adıyla anımsanmalı..

Atılan ilk adımların telaşı,tarifsiz heyecanlar,
İlk okuldan başlayıp,ortaokul,lise derken,
Hiç geçmeyecek sanılıp,yılların önünden çekilmesiyle
Foyası ortaya çıkan acımasız zamanlar..
Ve sararmış fotoğrafların arkasında saklanmış,
Ah daha dün gibi dediğin anılar,

Her şeyin bir adı olmalı,
Her güzel şey adıyla anımsanmalı..

Yürekte filizlenen ilk kıpırtılar,
...Çocukluk aşkı,
............gençlik aşkı,

derken karasevdalar..

Sevgiye yazılır şiirler,
sevgiliye söylenir şarkılar,

Kiminde bahar,
kiminde ceylan,
hatta zeytin gözler..

Bazen bal,
bazen kiraz dudaklar..
Belki ipek,
belki de lepiska saçlar..

Nasıl olursa olsun,
Ne söylenirse söylensin,

Her şeyin bir adı olmalı,
Güzellikler adıyla anlam kazanmalı..

Geceler zindan,
geceler kör..
Sığıntı düşler,
mutluluk nankör..
Toz pembe hayallerin görüldüğü,
Sevdaların kuru bir yaprak gibi döküldüğü,
Hazana özdeş,
hüzünlerin ilmek ilmek örüldüğü,
Yalnızlık,hasret insana acıyı hatırlatmalı,
Ayrılıkların da bir adı olmalı,
Ölüm bile yokluğuna yanmalı..

Çınar GÖLE

Yorum (1) Yorum yaz!

gel artık...

Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri…
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep…
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık…
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık…

Yorum (2) Yorum yaz!

Nekadar masum başlamıştı herşey...

Oysa ne kadar da masum başlamıştı herşey...
Kahreden bir acının içinde kaybolurken tanıdım seni...
Acım acımız oldu sandım...
Yanında olmak..
Sana dokunmak..
Ağzını her açışında içimi titretmen..
Kullandığın her kelimeden yeni anlamlar türetmek güzeldi...

Yalanlar sezdim sonra...
Aldanmalar...
Aldatmalar...


Geceler boyu sen anlattın ben dinledim..
Geceler boyu mahveden, yıkan, yağmalayan kelimelerinin altında kaldım...

Vazgeç dedim;Anlamadı bu yürek...
Gitmeliyim dedim;Kaldıramadı...
Git dedim;Yapamadın...
Kal-dın...!


Öyle bir  hücreye attın ki beni..
Sağımda ve solumda ezik bir kaç kelime..
Yıpranmış,aşk kokan resimler..
Ve yokluğunun küf kokusu kaldı..

...

Özgürsün,"git" dedin...
Her adımda bir kelimene çarptım...
Her kelimen zehirli bir hançer gibi dağladı yüreğimi...
Zehiri içime akıttın...

Kelimelerinin anlamını yitirdiği..
Salak bir iç çekiş olduğu zamanlara geldik şimdi..
Sen içime akıttığın zehirinle öldürmeye çabalarken beni..
Ben bir panzehir arayışında, kayboldum sokağında..
Yüreğindeki doğru kelimeyi bulmak için çabalarken..
Zehirli kelimelerin cümle oldu yolumda..
Yollarım kapandı...
Gözlerim karardı...
Gün ışımaya başladığında fark ettim...
Kelimelerinide alıp gitmiştin...

...

Ellerimde kan vardı...
Ve ayaklarımda...
Ve yerlerde kandan adımların... 
Bir  cinayet işlenmişti..
Şahit yoktu..
Ceset yoktu..


Gizli bir cinayetin iki ortağıydık artık...
Sen Katil,Ben Katil...


Sen İki Kere Katil...

Yorum (5) Yorum yaz!

amansızz...

Sana dair isteklerim oluyor. Kimi zaman derin ah' larım oluyorsun bir Sezen Aksu şarkısını dinlerken.
Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim. Ve biliyorum, o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç.

Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde Sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin.
Tabansız sevdalardan kopup Sana sığınıyorum çoğu zaman. Soluk soluğa varıyorum yanına, ter kokarak tenim. Anne sütüne aşık bir bebek gibi duruluyorum sonra.
Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum...

Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde.
Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim.
Sonra; kötü şansla başlayan ilklerimi hatırlıyorum. 8 yaşında en samimi arkadaşımla aynı çocuğu sevişim, çocuktum işte lolipop şekerli bir sevdaydı, ilk sinemaya gidişimde elektriklerin kesilişi, ilk kavgamdaki o göremediğim çukur, ilk konsere gidişimde biletimi kaybedişim ve ilk aşık oluşumun asla mümkün olmayışı...
Yani Senin mümkün olmayışın.
Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti... Yerle bir olmuştu her şey.
Olmazsa olmazlarım... ilkelerim... yargılarım...
Kabullenmek zor sanıyordum; acemi ama mükemmel bir aşkı taşıyabilmeyi...
Ve en az acıyla kurtulmakmış gerçekten bizi bekleyen yalnızlıktan, bir başınalığın mecburiyeti ile mucizelere umut bağlamakmış zor olan...
Belli bir yerden sonra, bazı şeyleri aşmış olmanın olgunluğu ve kabullenme meziyetiyle üstesinden geliyorsun umutsuzluğunun...
Yani imkansızı mümkün kılmanın zor olduğunu biliyorsun. Çünkü biliyorsun, o arada bir yol var ve bu yol uzun da olsa bir yere gidiyor. O bir susma türü sadece, o bir yaşam şekli. Ve her yalnız yaşamak ölmenin diğer yüzü. Bu yol öyle, öylece durur.
Seni aklıma getiren, yüreğime düşüren bu yol değil, kötü şansla başlayan bir ilkin, iyi şansı sadece. Düşüme düşüşün zamandan değil, düşlerin gafı.
Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun.
Belki lerden, ihtimallerden, keşkelerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek...

Yorum (yok) Yorum yaz!

öğrendim ki

Yıllar sonra öğrendim ki...
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.


Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
Insanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
"Bittim" dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
Iki insan aynı seye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki...
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor."


 

Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
Insanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik degil.

Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen baskalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasin
Dünya sizin için,dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
Iki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalir.

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyo
 
 
alıntı

Yorum (6) Yorum yaz!

sevgi...


Bunca zamandır inatla senden istediğim neydi, biliyor musun???

Ne para, ne pul, ne de bir dünya nimeti!

Sen de dünyalar kadar olduğunu bildiğim SEVGİYDİ SADECE...
Bulunduğum mekan neresi olursa olsun farketmiyor...
boynum hep sola doğru eyiliyor, bilinçsiz bir bilinçle... Sanki yanımda sen varsın da, omzuna yaslanıp dinlendiriyorum, o huzur bilmez ruhumu...

Masum bir serseri çocuk var ruhumda, tek senle mutlu olacağına inanan, tek sendeki sevgiye aç!!! İnat ediyor, ayak diriyor ve tek ama tek seni özlüyor!!!

Sayfalarca bağırıyor; SEVGİ, AŞK diye ama bir tek sana duyurumuyor sesini, o çocuk inatçılığıyla!...

Bazen de yorularak, sayfalarca susuyor, senin suskunluğuna yenilerek,,,

Seni yazıyorum her yere... Dağa, taşa, toprağa, yağmura, suya, rüzgara, bembeyaz sayfalara... Ama bir tek sana yazmıyorum, bunca özleminle doluyken!!! Bilmediğin bir dilde sana yazıyorum, belki de...

Günün olmadık bir saatinde, sevgiye acıkıyor yüreğim...

Oturup kağıtla dertleşiyorum!!!...

İSTEDİĞİM BİR DAMLA SEVGİYDİ SADECE DİYEREK!...

BİR DAMLA SEVGİİİİİİİİİİİ..................

Yorum (4) Yorum yaz!

UÇURUM

Gecmiste bir gundu...
Gelecek bizim dedik, biz gelecegiz sandik!..
Aşılmayacak dağ, gecilmeyecek deniz yoktu beraberken...
Beraber dusup, beraber kalktik ve birer birer gecip; teker teker aştık..

Bir gun, düzluge cıktı yolumuz....
Ve ben, hep, duz yollarda düşmüştüm!..

Ayaklarımızın altında gibiydi her sey...
Heyhat!..
Dusledigim sey degildi gordugum...
Mazide yasamak mumkun degildi kabul; ama, maziye kaydı gozum!..

Bilirsin!
Ya da bilirdin bir zamanlar..
Ucurumlarin kıyısında alınır; hayatımızı ya kurtaracak, ya bitirecek kararlar...
Belki daha kolaydır, hayatın tehlikedeyken guzel olanı fark etmek; hayatı, hayatını sahiplenmek... Dısardan bakmak kendine; kazanıp, kaybettiklerini tartmak...

Bilirsin!
Ya da bilirdin bir zamanlar...
Nerde essiz bir manzara gorsen, yanında dipsiz bir ucurum vardır.. Kalbin hızla carparken fark edersin yasadıgını ....

simdi her sey pürüzsüz....
cok sakin, cok tekduze..
birbirimiz,
ozgurlugumuz disinda.,
artık her seye sahibiz...

sahip miyiz gercekten?

Bir ucurumun kıyısında yazıldı bu cümleler...
Bin bir zahmet cekerek seyretmeyi hak ettigim, essiz bir manzaranın karşısında...
Gelmeye uşendigin yerde...

Kalbim hizla atiyordu,

zar zor tutundugum kayaların kopabilecegini,

ayagimin kayabilecegini bilirken,sen gelmemiştin.

Ama, nasıl zevkliydi yasamak bilemezsin!..
Ucurumun dibinden, hicbir sey goremezsin!..

Yorum (2) Yorum yaz!

Can Yücel'den

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok SEVMEYECEKSİN mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok SAHİPLENMEYİNCE, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir  Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

Can YÜCEL

Yorum (2) Yorum yaz!